Nisan 2008 için Arşiv

Anlayabilene aşk olsun…

Pazartesi, 28 Nisan 2008

“Pragmatist bir manifestonun edimsel imgelenmelerine öykünen yaptırımları karakterize eden kuramların tümünü gerçekleyebilme yetisine haiz bir öngörümsel önerme varyantı olarak kabul edilse de, içsel çatışıklıkları pasivize etmenin bilişsel algılanması söz konusu olduğunda pitoresk bir tümevarım sağlayabilecek bir betimlemeyi, en marijinal kulvarlarda, ayrımlanabilir ve determinist bir tarzda angaje edebilme kapasitesine sahip olan nedir?”

Cevap:

(more…)

GALATASARAY 1-0 Fenerbahçe

Pazartesi, 28 Nisan 2008

Kalan maçlar

Galatasaray: Sivasspor (D), G.Birliği Oftaş

Fenerbahçe: Gençlerbirliği, Trabzonspor (D)

Sivasspor: Galatasaray, Gençlerbirliği (D)

Beşiktaş: Ankaragücü (D), Vestel Manisaspor

Şampiyonluğa az kaldı… :)

Tevazu…

Cuma, 18 Nisan 2008

Bir adam, kötü yoldan para kazanıp, bununla kendisine bir inek alır.

Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için, bunu Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergâhlar, aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu.

Durumu Hacı Bektaş Veli’ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli “Helal değildir” diye bu kurbanı geri çevirir.

Bunun üzerine adam, Mevlevi dergâhına gider ve aynı durumu Mevlana’ya anlatır. Mevlana ise, bu hediyeyi kabul eder.

Adam, aynı şeyi Hacı Bektaş Veli’ye de anlattığını, ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana’ya bunun sebebini sorar.

Mevlana şöyle der: “Biz, bir karga isek; Hacı Bektaş Veli, bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.”

Adam üşenmez, kalkar Hacı Bektaş dergâhına gider ve Hacı Bektaş Veli’ye, Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip, bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli’ye sorar.

Hacı Bektaş da şöyle der: ”Bizim gönlümüz, bir su birikintisi ise; Mevlana’nın gönlü, okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı, o senin hediyeni kabul etmiştir.”

Böylesi tevazu ve incelikle, birbirlerini yermek yerine yüceltebilmeyi becerebilen bir insan olmamız dileğiyle…

Lost’un Sawyer’i geliyor

Çarşamba, 16 Nisan 2008

Hürriyet 16.04.08

Lost’un Sawyer’i geliyor

Lost’un Sawyer’i geliyor Milyonlarca kişinin izlediği Lost dizisinin yıldızı Josh Holloway reklam filmi çekimi için Türkiye’ye geliyor.

LOST İLE YILDIZI PARLADI

Bugüne kadar reklam filmlerinde Elizabeth Hurley ve Eva Longoria gibi dünyaca ünlü sinema yıldızlarıyla çalışan Magnum, ilk kez bir erkek yıldızla anlaşma yaptı. Reklam filmi Nisan ayında Türkiye’de çekilecek.

(more…)

Galatasaray Cafe Crown yarı finalde: 60-61

Perşembe, 10 Nisan 2008

NTVSPOR 10 Nisan 2008 Perşembe

Galatasaray Cafe Crown yarı finalde: 60-61

Galatasaray Cafe Crown, Beşiktaş Cola Turka’yı 61-60 yenerek ULEB Kupası’nda yarı finale yükseldi.
ULEB Kupası’ndaki derbi maçta gülen taraf Galatasaray Cafe Crown oldu. İtalya’nın Torino kentinde oynanan çeyrek final maçında Beşiktaş Cola Turka’yı 61-60 yenen sarı-kırmızılı takım yarı finale adını yazdırdı.

Galatasaray Cafe Crown, DKV Joventut Badalona-Pamesa Valencia karşılaşmasından galip ayrılacak ekiple 12 Nisan Cumartesi günü TSİ 19.30′daki yarı finalde mücadele edecek.

Galatasaray Cafe Crown’da 22 sayı - 5 ribauntla oynayan Robert Hite maçın yıldızı olurken, Charles Gaines 8 sayı - 10 ribaunt, Chris Owens 8 sayı - 5 ribaunt - 3 asist, Cenk Akyol 7 sayı, Dee Brown da 6 sayı - 3 asistle oynadı.

İki oyuncunun çift haneli sayılara ulaştığı Beşiktaş Cola Turka’da ise Drobnjak 18 sayı, Shumpert da 14 sayı - 5 ribauntla mücadele etti. Siyah-beyazlılarda ayrıca Nicevic 8 sayı - 3 ribaunt - 3 asistle maçı tamamladı.

Müthiş dava…

Cuma, 04 Nisan 2008

Ünlü bir futbolcu, karısını öldürmekle suçlanıyordu. Futbolcu yakalanmıştı, ama karısının cesedi ortada yoktu.

Duruşma, Amerikan filmlerindeki gibiydi. Futbolcu, sanık sandalyesinde oturuyordu. Kucak dolusu parayla tuttuğu avukatı, jüriyi ikna etmeye uğraşıyordu:

‘Sayın jüri üyeleri, müvekkilimin suçsuz olduğuna yürekten inanıyorum. Buna, az sonra sizler de inanacaksınız. Neden mi? Bakın, şimdi 1′den 10′a kadar sayacağım ve müvekkilimin öldürdüğü iddia edilen karısı, bu kapıdan içeri girecek. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10…’

Bütün jüri, kapıya döndü. Kimse girmedi içeri. Avukat, bir savunma dahisiydi, öldürücü hamlesini yaptı:

‘Bakın, siz de kadının öldüğüne inanmıyorsunuz. Çünkü hepiniz, içeri girecek diye kapıya baktınız. İşte kararı, buna göre vermenizi talep ediyorum.’

Jüri, ünlü futbolcuyu suçlu bulduğunu bildirdi ve dava bu şekilde sonuçlandı. Mahkeme çıkışında avukat, bayan jüri başkanına yaklaştı:

‘10′a kadar saydığımda, siz de diğer üyeler gibi kapıya bakmıştınız. Neden böyle bir karara imza attınız?’

‘Doğru!’ dedi jüri başkanı, ‘Ben de kapıya baktım, ama müvekkiliniz kapıya bakmıyordu!’