Kategori arşivi: Başucu Hikayeleri

Şikayet edene verilecek hayat dersi…

hayattan şikayet etmek hayat dersi

Şikayet edene verilecek hayat dersi… Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikâyet eden, her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı. Hayat, ona göre çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına…

Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası, ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi. Bir gün onu mutfağa götürdü. Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu.

Şikayet edene verilecek hayat dersi… yazısına devam et

Mutluluk, başkalarının mutluluğunda gizlidir

Mutluluk balon dersi

Mutluluk… 500 kişi, bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi. Herkese bir balon vererek başladı. Herkes, gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı.

Katılımcılar, odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi. Herkes, deli gibi kendi adını aramaya başladı; insanlar çarpıştı, birbirlerini ittirdi, tamamen bir kaos ortamı oluştu. 

5 dakikanın sonunda, kimse kendi balonunu bulamamıştı.

Konuşmacı, bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi. Birkaç dakika içinde herkes, kendi balonuna kavuşmuştu.

Konuşmacı dedi ki:

“Yaşamımızda da bunu görüyoruz. Herkes, deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. ”

😉

Bir pirinç tanesi ve düşündürdükleri…

pirinç tanesi

Ben, 5 yaşında idim. Babaannem rahmetli, pirinç ayıklıyordu. Bir pirinç tanesi yere düştü. Babaannem eğildi ve aramaya başladı. Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu. Çocukluk işte:

“Aman Babaanne…” dedim. “Bir pirinç tanesi için bu kadar çaba harcamaya, yorulmaya değer mi?”

Rahmetli, ilk defa sertleşti ve bana karşı öfkeyle doğruldu:

“Sen, oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun!” dedi. “Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar, ne kadar zorluk çekiyorlar? Bir pirinç tanesinde, kaç insanın göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?”

Bir pirinç tanesi ve düşündürdükleri… yazısına devam et

Sans-Souci: Berlin’de hakimler var…

Sans-Souci Sarayı

Hemen hemen herkesin bildiği bir söz vardır: “Berlin’de hakimler var!
Bu sözün öyküsü şöyle:

Prusya Kralı II. (Büyük) Frederick, Potsdam ormanlarında gezinirken bir tepeye ulaşır.
Görür ki; hemen yanında daha büyük bir tepe daha vardır ve bu tepenin üstünde de bir değirmen kuruludur.
Yüksek olan tepeye bir saray yaptırmayı düşünmektedir.
Değirmeni satın alarak, bu hayalini gerçekleştirmek ister.
Fakat Değirmenci Sans-Souci, satışa razı değildir.
Büyük Frederick, Sans-Souci‘yi ikna etmek için, önce değirmenin değerinin kat kat üstünde bir bedel ödemeyi teklif eder.
Sans-Souci, “Hayır. Değirmenim satılık değil…” der.
Büyük Frederick, bu cevaba kızar ve “Sen, benim Prusya Kralı olduğumu bilmiyor musun?” diye sorar.
“Biliyorum, biliyorum…” der Sans-Souci, “Sen de benim, bu değirmenin tapulu sahibi olduğumu biliyor musun?” diye anlamlı ve ağır bir cevap verir.
Kral, çok öfkelenir; “Senin tapun da olsa, rızan da olmasa, ben burayı zorla alacağım. Bakalım o zaman ne yapacaksın?” der.
Sans-Souci, başını kaldırır ve atının üzerinde bütün ihtişamı ile duran Kral‘a, sükunet içinde “Berlin’de hakimler var…” der.

Sans-Souci: Berlin’de hakimler var… yazısına devam et

Silkinmek ve kurtulmak…

aydınlığa kavuşmak Silkinmek ve kurtulmak

Günlerden bir gün, köylerden birinde, bir adamın eşeği, kör kuyulardan birinin içine düşmüş.
Niye düşer, nasıl düşer diye sormayın.
Eşek bu, düşmüş işte…

Hayvancık saatlerce acı içinde kıvranmış, anırmış, sesini duyurmaya çalışmış.
Derken eşeğin sahibi gelmiş kuyunun başına.
Bakmış, zavallı eşek kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor.
Üstelik de yaralı…

Silkinmek ve kurtulmak… yazısına devam et